Bursa’nın taş sokaklarında başlayan bir hayat, yıllar içinde yalnızca büyümez. Sınanır, eksilir, susar, yine de yoluna devam eder. Yekta, çocukluğundan beri evinin yükünü, kız kardeşi Zehra’nın sessiz gücünü ve babasının demir gibi terbiyesini içinde taşıyarak büyür. Sonra yol onu Berlin’e götürür. Orada artık yalnızca doktorluk değil, insan kalmanın bedeliyle de yüzleşmek zorunda kalır.
Savaş, insanın elinden çok şey alır. İsimleri, evleri, dilleri, çocukluğu. Ama yine de bazen bir el uzanır. Bir çocuk kurtulur. Bir kadın başka bir şehirde yeniden ad bulur. Bir ev, kendi acısına rağmen başkasına kapısını açar. Yıllar geçer, hayat başka şehirlerde sürer, çocuklar büyür, sofralar değişir. Ama kapanmayan hesap, insanın içinde yaşamaya devam eder.
Zamanın Döngüsü, yalnızca bir dönemin değil, vicdanın, aile olmanın, kaybın ve geç kalmış yüzleşmelerin hikâyesi. Çünkü insan, geçmişten ne kadar uzağa giderse gitsin, bir akşam mutlaka dönüp kendine bakmak zorunda kalır. Bazen bunun için bir ömür gerekir








Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.