Bazı temaslar sona erer ama insanın içinde bıraktığı etki kolayca kaybolmaz. Bir ilişki biter, bedenler birbirinden uzaklaşır, hayat başka bir yöne akar. Yine de insan neyin değiştiğini hemen anlayamaz. Kimi zaman dinmeyen bir çekim, kimi zaman açıklayamadığı bir huzursuzluk, kimi zaman da kendisine ait değilmiş gibi taşıdığı bir ağırlık kalır.
Arzu her zaman sevgi değildir. Yalnızlığı susturabilir, eksik kalan bir yeri geçici olarak örtebilir ya da insanı kendi gerçeğinden uzaklaştırabilir. Yakınlık sanılan şey, karşılıklı bir bağ kurmak yerine kişiyi uzun süre çözemediği bir ilişkinin içinde tutabilir.
Cinsellik yalnızca iki beden arasında yaşanan bir an değildir. Niyet, rıza, sadakat, mahremiyet ve sorumluluk da o temasın içindedir. Söylenmeyenler, saklananlar, verilen sözler ve aşılan sınırlar, yaşanan yakınlığın etkisini belirler. Bu yüzden bir temas bittiğinde her şey bitmiş sayılmaz. İnsan kimi zaman karşısındaki kişiden ayrılır ama yaşadıklarının kendi içinde bıraktığı yerden ayrılamaz.
Her çekim sevgi değildir. Her yakınlık güven doğurmaz. Her ayrılık da bağı gerçekten sona erdirmez.
Cinsellik kirli olduğu için değil, insanın en korunmasız yerine dokunduğu için özen ve sorumluluk ister. Bir temasın anlamı yalnızca yaşandığı anda değil, insanın sonrasında kendisiyle ve hayatıyla kurduğu ilişkide de ortaya çıkar.








Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.