Restoratör Lâl, yıllardır kapalı tutulan eski bir sarayın tavan resimlerini gün yüzüne çıkarmakla görevlendirilir. Ana salonun merkezinde, yüzü kasıtlı olarak kazınmış bir kadın ve çevresinde ışığın yönüne uymayan yedi gölge vardır.
Lâl, silinen yüzün altında kendi çizgilerini gördüğü gün, on altı yaşındaki kızı Mina’nın güneş altında gölge bırakmadığını fark eder.
Sarayın duvarları açıldıkça farklı dönemlerde yaşamış kadınların portreleri, saklanan odalar ve kayıtlardan çıkarılmış isimler ortaya çıkar. Her kadın başka bir zamanda, başka bir bedende yaşamıştır. Buna rağmen hepsi aynı ruhun taşıdığı seçimlerle birbirine bağlıdır. Yarım bırakılmış hesaplar, unutuldukları için kaybolmamış; yaşamdan yaşama geçerek biçim değiştirmiştir.
Mina’nın kayıp gölgesi bu geçmişin içinde parçalanırken Lâl, önceki hayatlarını hatırlamak ile kendi kimliğini korumak arasında seçim yapmak zorundadır. Vereceği karar yalnız ona ait değildir. Geçmişte susturulanların, adı silinenlerin ve bedeli başkasına ödetilen seçimlerin ağırlığı artık Mina’nın hayatındadır.
Saray, yüzyıllardır sakladığı yüzleri birer birer geri verirken geriye tek bir soru kalır: İnsan geçmiş yaşamlarını hatırladığında tamamlanır mı, yoksa bugün olduğu kişiyi kaybetmeye mi başlar?








Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.